İnsan Beyni nasıl düşünür? Nasıl karar verir? Nasıl çalışır? SEO ile bağlantısı ne? … Bu karmaşık yapıyı anlamak insanlığın yıllarını almasına rağmen bunu çözmek için alınan yol milyarda bir oranında desek yeridir. Buna rağmen bildiğiniz gibi insan beyninin çalışma sistemi üzerindeki araştırmalar sinir sinapslerine kadar indi. Fakat beynin beslendiği duyu organları ile olan ilişki karmaşıklığı işi zorlaştırıyor.

Psikolog Paul Reber “İnsan beyninde yaklaşık 100 milyar nöron bulunur. Bu nöronların her biri ortalama 1000 bağlantı kuruyor ve bu da yaklaşık 1000 potansiyel sinaps anlamına geliyor. Verilerin depolandığı bu sinapsların toplam sayısına baktığımızda 100 trilyon veri noktasına yani kusursuz işlenen bu bağlantılar beyinde 100 TB’lık bir depolama alanına ulaştırıyor.”

Genişliği ortalama 140 mm, uzunluğu 167 mm olan kafatasımız içindeki bu gizemli sistemi anladığımızda düşünme sistemimizi daha da iyi anlayabileceğiz. Beyindeki nöronların iletim hızı ile algılama hızımız da şöyle;  A tipi internodlu sinir minyelinlerinde ayak parmaklarımızdan beynimize iletim hızımız ortalama 15-100 m/sn.

Gizemi çözülememiş beynimiz hakkında bu kadarcık özetle yetinelim. Bu kısa bilgiyi aklınızda tutun.  Çünkü bunun Google’ın sonuçlarını nasıl listelediği ile ilişkisi var. Orada detay vereceğim.

Şimdi “behavioral sociology” yani davranış sosyolojisi tarafına hızlı bir geçiş yapayım izninizle.  Yukarıdaki özet bilginin beynimizdeki milyarlarca sinaps bağlantısının yapay zeka, arama motorları, pazarlama, reklam ve SEO ile çok yakın ilişkisi var. Bu karmaşık ilişkinin nasıl kurulduğuna ait detaylara geçiyorum.

Önce davranışlarımızla ilgili kısımlarına bir örnek üzerinden bakalım.

 

  • “Şöyle bir bardak çay olsa da içsek” diye düşünün.

Beyniniz; çay, fincan ya da bardağı, çayın kokusunu, tadını, biçimini, bizde bıraktığı diğer anılar ve hisler bütününü oluşturacaktır. Buna bilgi veritabanı geçmişi öbeği diye bir isim verelim. Bu öbeği simgeleyen anahtar kelimelerden kısa bir sinaps zinciri yapacak olursak; çay, bardak, fincan, misafir, keyif, lezzet, çay makinesi, poşet çay, sallama çay, rize çayı, seylon çayı, çayçı, çayını beğendiğimiz bir mekan ya da marka…. gibi kelimeler listemiz olacaktır. Düşündüğümüz kelimelerden beynimiz bir öbek oluşturur. Google hafızamızda oluşan bilgileri metinsel ifadelere dönüştürür. (Ön Bilgi: Bunu anahtar kelime listeniz olarak düşünün)

Diğer bir örnekle devam edeceğim.

 

Şimdi bu resimdeki yüzlere bakın…

Beyniniz küçük karelerdeki kişileri tanıdı mı? Tanımaya çalışırken önceden beyninizde kayıtlı birine ait görseller ile karelerdeki resimleri eşleştirmeye mi çalıştı? Rahat olun herkesin beyni öyle yapıyor 🙂

Anılarımız geçmişimizi bugün ile bağlar. Yeni deneyimlerimiz önce anılarımızı referans alır. Bu da demek oluyor ki, bir şeyi nasıl hatırlayacağımızı geçmiş kodlamalarımızdaki önemli referanslar belirler. Steven Pinker der ki: “Bizler büyük ölçüde hafızalarımızdan ibaretiz”

Kısaca beyniniz anı bilgi veritabanı içinde Search (Arama) yaptı. Bu aramayı beyninizde önceden oluşturulmuş log kayıtları içinde yaptı. Kayıtlarda bilgi yoksa yeni bir bilgi olarak ekledi. Yeni bilgi ekleme konusu yapay zeka ile öğrenme konusuna girdiği için bu yazıda ona girmeyeceğim.

Bu aramalar da tek bir kanaldan (bir sinaps) gelmeyip uç uca farklı noktalardan bağlanmış sinapslardan geliyor . Resimlerden birini tanıdığınızı varsayarsak; o kişiye ait bir bilgiyi değil bilgiler öbeğini birlikte hatırlarız.

Bu da puzzle kartlarını saniyeden çok kısa süre içinde birleştirmek gibidir.

Çocukken yaşadığımız bir olayı asla unutmazken dün yediğimiz yemeği hatırlamayacak kadar kayıt mekanizması karışık olan bir varlığız. Peki birini unutamazken diğerini neden hatırlayamıyoruz?

Şimdi Log kayıtlarımızın nasıl oluştuğuna gözatabiliriz.

***

HAFIZADA KODLAMA

Beynimizdeki uzun süreli hafızayı (anı veritabanı) kodlama şekilleri oluşturur. Beynimizin kayıt defterinde bizi tanımlayan log’lar bulunur. Bu log kayıtlarını yaşadıkça biz oluştururuz.  Bir beyin hücresi diğerine sinyal gönderdiğinde bir hat oluşur. Bu hat tekrarlandıkça kalıcı hale gelir. Bir bağlantıyı çok kullandığımızda hatırlamamız daha da kolaylaşır. Bunu sık kullanılanlar, kısayol ya da favorilere ekleme işlemi gibi düşünün. Tam tersi olarak kullanılmayan bağlantılar zamanla kopar. Bu sırada beyin kullanım sıklığına yeni bağlantı şeklini oluşturur. Bu sıklığa göre de bilgi ulaşım kolaylığı için ön hafızaya çıkar. (Ön Bilgi: Bunu da arama motorunda yükselme olarak düşünün)

Hafıza uzmanları hatırlamanın context (içinde bulunduğumuz ortam) içinde gerçekleştiğini söylüyor. Kendiliğinden aklımıza gelen şeyler içinde bulunduğumuz ortamla direkt ilgilidir. İpuçlarını doğru verirsek hatırlatmak istediğimiz şeyi kontrol edebilmemiz de mümkün. (Ön Bilgi: Bunu da anahtar kelimelerin arama hacimleri olarak düşünün)

****

HAFIZAYA LOG YAZIMINDA SOMUT VE GÖRSELLİK

Zihnimiz somut olanı tercih eder. Soyut kavramları akılda tutmak somut olana göre daha zordur. Bunun için görsellerle ilişkilendirilmiş bilgi daha kolay öğrenildiği gibi daha kolay hatırlanır. Kalıcı olmasını istediğimiz bilgiyi ne kadar somut görsellerle ilişkilendirirsek hatırlamak o kadar kolay ve hızlı olur.

Bu bilgiyi de eklediğimiz ürün, içerik, sosyal paylaşımlarda görsel kullanımı olarak düşünün. Beraberinde arama motorlarındaki resim ve görseller olarak da değerlendirebilirsiniz.

Peki hafızaya log yazımını başka neler etkiliyor?

***

HİSLERİMİZİN LOG YAZIMINA ETKİSİ

Genel olarak marketing olarak isimlendirilen pazarlama ve reklam işleri ile uğraşanların insan hafızasını anlamaları bu işin yapı taşını oluşturur. Çünkü tüketimi etkileyen duygu ve düşüncelerin büyük kısmı bilinç dışında yer alır. Çünkü markete deterjan almak için girip arabası dolu çıkmanın başka türlü izahı yoktur. 🙂

İnsan belleği duygu temelli çalışır. Yoksa bir çanta için 600 bin, bir saat için 700 bin verebiliyor olmayı nasıl izah edersiniz ki. Alınan şey bir ürün değil, bir histir. Durum beynimizin mutluluk hormonu salgılamasından ibarettir.

Her iletişim mantık, bilgi, simge ve duygu yüklü mesajlar içerir. Bazı şeyleri tüm dikkatimizi vermemize rağmen hatırlayamıyor olmamızın nedeni duygudan yoksun olmasıdır.

Clotaire Rapaille hatırlamanın anahtarının duygular olduğunu söyler. Duygular ne kadar güçlü ise öğrenme ve hatırlama da o kadar pekişecektir. Eskiden Fransız köylüleri, erkek çocukları 18 yaşına geldiklerinde, sahip oldukları arazinin sınırını belirleyen 4 noktaya götürüp onları her noktada bir temiz döverlermiş; çocuklar ömür boyu bu 4 noktayı hatırlasınlar, ailenin varlığına sahip çıksınlar diye.

17 Ağustos 1999 depremini yaşayanlar, aradan yıllar geçmesine rağmen yaşadıklarını hiçbir zaman unutamazlar. Bunun sebebi yaşadıkları yoğun korkudur. Duygular yaşadıklarımızı hafızamıza kazır. Duygusu olmayan hatıralar ise hafızamızdan silinir.

Kısaca; bilimsel olarak da kanıtlandığı üzere duygular belleğimizin çıpalarıdır. (Ön Bilgi: Buna da anchor text +backlink diyelim)

Birçok nörolog hafıza sistemlerimizin olumlu duyguları, olumsuz duygulardan daha farklı işlemden geçirdiğini; negatif duyguların etkisinin zamanla azaldığını, pozitif duyguların daha uzun süre canlı kaldığını kanıtlamıştır.

Seo, Pazarlama gibi alanlarda çalışan marka yöneticilerinin insan hafızasının nasıl çalıştığını bilmeleri çok önemli. Verdikleri mesajların hatırlanmasını sağlamaları buna bağlı. Bir markanın ismi ve sunduğu teklif tüketiciler tarafından hatırlanmıyorsa bir yerde yanlış var demektir. Tam tersi olarak bir ürün kategorisinde ilk akla gelen ve tüketicilerin zihninde belirgin bir anlamla kodlanmış markaların değeri çok yükselir. (Ön Bilgi: Google’da sizin markanızla yapılan arama oranı = Organik Trafik ve Loyality)

Reklamcılıkta meşhur bir söz vardır. “Reklamın amacı tüketicinin ihtiyaç sıralamasını değiştirmektir. Gerekirse yeni ihtiyaçlar oluşturmaktır.”

Yani biz farkında olmasak bile beynimize bir tür hackleme yaparak algımız yönetilebiliyor. Google’da daha önce hiç duymadığımız bir bilgi aylar içinde popüler arama listelerine girebilmektedir.

Şimdi bu bilgileri SEO merkezli olarak birleştirelim.

***

SEO ALGORİTMASI

Bildiğiniz gibi Google rankbrain isimli kurulu yapay zeka algoritması kullanıyor. Bu algoritmanın çalışması sonucu aynen beynimizdeki gibi saniyeler içinde bir aramayı çeşitli sonuçlarla eşleştiriyor. SEO işi ile uğraşanlar da bu algoritmanın temel kurallarına ait düzenlemeleri yaparak aramalarda üst sıralarda çıkmak, daha fazla tıklanmak için yarış yapıyor.

Beyin davranışı üzerinden yola çıkarak “nasıl bir çalışma üst sıralarda çıkar” sorusuna pasajlara eklediğimiz “Ön Bilgi” başlıklarından bir liste yaptım:

1- Kolay hatırlanabilen kısa bir isim seçin. Hatırlanabilecek görseller kullanın. Bisküvi denince akla… gibi 🙂 ön hafızada yer alabilecek slogan, domain adı kullanın. Sektörün içinden olduğunuzu kanıtlayan anahtar kelimelerin geçmesi hatırlamaya daha da yardımcı olur.

2- Projenizi tanımlayan anahtar kelimeleri ve ilgili görselleri duyguları harekete geçirecek şekilde hazırlayın. Arama hacimlerine göre de öncelik belirleyin.

3- Google’ın önceki hafıza log kayıtlarından, yani arama sonuçlarından rakiplerinizin nerede olduğunu ve onların nasıl hatırlandığını inceleyin. Ona göre aksiyon alın. Benzer veriden faydalanın, ancak farklı şeylerle kullanıcı karşısına çıkın. Özgün olun.

4- Hatırlanmayı ve görünürlüğü artırmak için offpage makale, backlink ve sosyal medyayı aktif kullanın.

5- Loyality oluşturmak için iyi tasarlanmış, hızlı açılan, responsive bir site tasarlamayı unutmayın.

6- Marka bağını güçlendirmek için sosyal medyada ya da sitedeki yorumları cevaplayın. Potansiyel müşteriler ile etkileşimi pozitif olarak sürdürün.

Bu çalışmalar müşterileriniz ile sizin aranızda pozitif bağlar kurmanıza, arama sonuçlarında yükselmenize ve daha çok tavsiye edilmenize neden olacaktır.

 

Başarılar dileriz…