40’tan fazla dondurulmuş hazır gıda ile Duisburg’tan Avrupa’ya açılan Kaptanlar’ın kaliteli olduğu kadar lezzetli de olan bu yolculuğunu şirketin CEO’su Ali Usta ile konuştuk.

2000 yılında kurulan Nura Gmbh; Kaptanlar markasıyla, dondurulmuş gıda ürünleri ile Avrupa’daki her Türk’ün hayallerini süsleyen Türk mutfağını hem perakende hem de toptan tüketici pazarında en güzel şekilde temsil ediyor.

Avrupa Türk televizyonlarına reklam veren firmalar arasında sıkça gördüğümüz için Kaptanlar’a yabancı değiliz. Yine de bugün firmayı ve ürünlerini en iyi şekilde tanımaya çalışacağız.

Biz sorduk Ali Bey cevapladı…

Ali Bey ilk önce sizi tanıyalım.

Ben 1972 Almanya doğumluyum. Ama 3 yaşında ailemle birlikte Türkiye’ye döndük. Tekrar 24 yaşımda Almanya’ya geldim. İşçi bir ailenin 6 çocuğundan biriyim. Türkiye’de Bilgisayar Programcılığı eğitimi almama rağmen ticaretle uğraşarak yetiştim. İlk ticari tecrübem 12 yaşlarımda okul sonrası gıda toptancılığı yapan dayımın yanında çıraklık yaparak başlamamla oldu. Türkiye’de esnaf kavramının yaşatıldığı dönem diyorum ben o zamana. Daha sonra çok çeşitli işlerde çalıştım 16 yaşımda babamın açtığı pastaneyi işleterek kendi işimizi yapmaya başlamıştık, daha sonra abimle başka toptan işler yaptık. Pazarlamacılık ve dükkân işletmeciliği yaptım. Ben aslen Çankırılıyım ama Ankara’da yaşıyorduk. Yani büyük şehirde ticaretle meşgul olduk. Bunun da tecrübe olarak bana çok şeyler kazandırdığını düşünüyorum. Askerliğimi de Türkiye’de yaptıktan sonra Almanya’ya bir inşaat firmasıyla tekrar geldim.

Dondurulmuş balık işiyle başladınız ve sonra Kaptanlar markasıyla ürün yelpazenizi geliştirdiniz. Bu gelişim yani Kaptanlar markası fikri nasıl ortaya çıktı?

Dondurulmuş altyapımız olduğundan ve bu spesifik gıda alanında tecrübemiz olduğundan farklı neler yapabiliriz diye düşündüm, çok istediğim bir şey de Türkiye’den ürün getirerek ülkemiz ekonomisine nasıl katkıda bulunurum düşüncesiyle memlekete faydalı bir şeyler de yapmak istiyordum açıkçası. 2004-2005 yıllarında Karadeniz’den hamsi anlaşmaları yaparak hamsi getirmeye başladım. O dönem alabalık çiftlikleri çok revaçtaydı. Fuarlarda onları araştırdım gezdim, gittim. Türkiye’de yerlerinde gördüm ve anlaşmalar yaparak alabalık ithalatına başladım. Arkasından çipura, levrek, istavrit derken tam bir balıkçı olmuştuk artık. Ama görüldüğü gibi basit değil tam anlamıyla bu balıkların hikâyesini ve sektörü anlamam iki yılımı aldı. Avrupa’da Türkiye’den bu ürünleri ithal eden anlamında sektörün “Kaptanı” olmak istiyordum. Bu fikre en güzel oturan isim de Kaptanlar oldu. Bu şekilde başladık. Piyasa takibi ve insanların ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak çok önemli. Anlamsız rekabete girmek bizim tarzımız değil. Olmayanı bulmaya çalıştık hep. Birinci önceliğimiz kalite diyerek arayışa çıktık ve börek çeşitlerini keşfettik.

Hazır gıda, dondurulmuş gıda ürünleri günümüzde artık her mutfağa giriyor. İnsanların zamanının az olduğu bir yüzyılda yaşıyoruz. Kaptanlar CEO’su olarak bu sektörü tercih etme sebebiniz insanların bu ihtiyacını görmeniz mi? Ya da özel bir sebebi var mı?

Aslında özel bir sebebi yok. Ben bu sektöre üretici olarak değil de satıcı olarak başladım. Çalıştığım firmanın eyalet sorumlusu oldum. Ve arkasından bayilikle devam ettim. Benim iradem dışında bir tercih olmuş oldu. Tecrübe sahibi olduktan sonra da üzerine gitmemin ve daha sonra kendi markamız olan Kaptanlar’ı çıkartmamızın tabii ki sebebi var. Piyasalardaki trend bu yönde kendini gösteriyordu. Gelecek donmuş gıdayı işaret ediyordu. Biz de devam ettik.

Dondurulmuş gıda sektörünün size göre olumlu ve olumsuz tarafları neler?

Hazırlık süreci çok uzun ve bu stresli bir süreç. Buna rağmen kar marjları düşük. Bu da bizim açımızdan istenilen bir sonuç değil. Ama Kaptanlar olarak tüketicilere sağlıklı ürünler sunmamız bu stresimizi azaltıyor. Çektiğimiz zorluklar ürünlerimizi keyifle tüketenlerin yorumlarını duydukça azalıyor.

Her ne kadar günümüzde çok tüketilmeye başlansa da dondurulmuş gıda ürünleri tüketiciler nezdinde riskli bir gıda olarak görülüyor. Özellikle annelerin içini rahatlatmanızı istiyorum. Kaptanlar ürünlerini güvenle çocuklarına yediren, kendileri tüketen tüketicilere ürünleriniz ve üretim hassasiyetiniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Kaptanlar’ın farkı ne?

Bakınız aslında şuradan başlamak istiyorum. Biz hem Almanlara hem de Türk ve diğer etnik pazarlara ürün satan bir firmayız. Almanların standartları, istedikleri sertifikalar çok daha kaliteli ürün anlamına geliyor. Böyle bir şey etnik pazarda yok. Dolayısıyla isteyen istediği ürünü getirip pazara sokuyor. Maalesef etiket endeksiyle hareket eden etnik piyasalar kaliteye pek takılmıyor. Bizim farkımız ise ürünlerimizde bahsi geçen Almanların şart koştuğu sertifikalar var. Bizim kalite olarak en düşük ürünümüz Alman pazarlarına sunulan ürünler kategorisinde ama biz bununla yetinmiyor daha kalitelisini yani iyisini nasıl yaparız diye çalışıyoruz. Ve böylelikle birçok ürünümüz kalite anlamında Alman pazarına sunulacak ürün kategorisinin üstünde yer almaktadır. “Yapıyorsak en iyisini yapalım!”` Tam bize göre bir cümle. Kalite bizim olmazsa olmazımız. Bir ürün çıkarttığımızda eksik olmasınlar genellikle bayan tüketicilerimiz telefonlarla arayarak, mailler atarak bizlere teşekkür ve tebriklerini bildiriyorlar. Biraz da şımartıldık gibi oldu sanki her yeni üründen sonra takdir bekler olduk. Latife ediyorum eksik olmasınlar. 🙂

Kendi yemediğimizi, çocuklarımıza yedirmediğimiz hiçbir şeyi yapmıyoruz ve bundan sonra da yapmayız. Şu şekilde daha iyi izahat olacak; çok kaliteli ürün evime almak istiyorum, helal olsun istiyorum, kendi arayıp da bulamadığımız, çocuklarımıza en kalitelisini almayı isteyip de bulamadığımız ürünleri biz üretiyoruz. Bütün ürün gamımız bu şekilde diyebiliriz.

Donmuş ürün ile ilgili de kısaca şunu söyleyeyim; gözlemlediğim kadar eğitim seviyesi yüksek toplumlar donmuş ürünleri daha çok tercih ediyorlar. Sebebi ise bilinçli tüketici diyebileceğimizi düşünüyorum. Doğru şekilde donmuş ve saklanmış bir gıda ürünü tazesinden daha iyidir. Tazesi derken bahçeden hemen koparılmış, ya da denizden yeni çıkmış balıklardan bahsetmiyorum. Siz marketten balık aldığınızda muhtemelen en iyi niyetle 6 günlük oluyor. Ama şoklanarak donmuş bir balık maksimum 12 saatlik olur. Çözüldüğünde 12 saatlik bir üründür. Donmuş ürünün en büyük avantajı bana göre katkı maddelerine ihtiyaç duymadan uzun süre saklanabilmesidir. Sadece bu bile tercih sebebiniz olabilir. Tüketicilerimize güvendikleri markaların ürünlerini tercih etmelerini tavsiye ederim ve donmuş ürünleri kesinlikle gönül rahatlığıyla ve güvenerek tüketebileceklerini bilsinler.

Dondurulmuş Balık ile başlasanız da ürün yelpazeniz sürekli artıyor. Ürün çeşitleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Evet artıyor. Biz, tüketicilerin ne istediklerini ve hangi ürünlere rağbet gösterebileceklerini anlamaya çalışıyoruz. Gelişen piyasa trendlerini takip ediyoruz. Buna göre ürün yelpazemizi geliştiriyoruz. Ürünlerimizi üç grupta anlatabilirim; Balık, Börek ve Tatlı…

Reklamlarınızda benim en çok dikkatimi Donutlar çekti. Bir Peynirli Tepsi böreği, ıspanaklı börek ya da mantı gibi değil. Bu ürüne sizi yönlendiren ne oldu?

Bahsettiğim gibi insanlar ne yemek ister, yeni nesil ne ister, piyasada olmayan nedir? Sorularına Arge çalışmalarımızla cevap aradık. Sonuçta doğru trend takibi yaparak Donut ve Eclair’i çıkartma kararı aldık. Çok da isabetli oldu.

Kaptanlar ürünleri Avrupa’da kaç ülkede bulunuyor?

Kaptanlar ürünleri Avrupa’da 8 ülkede bulunmaktadır. Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, İsviçre, İngiltere, Danimarka ve İsveç.

Dağıtım ağınız nasıl?

Market ve Süpermarketlere Almanya NRW bölgesinde ve Hollanda da kendi araçlarımızla dağıtım yapmaktayız. Diğer bölgeler ve ülkelerde ise Donmuş altyapısı olan bayilerimiz aracılığıyla satış yapıyoruz.

En fazla Almanya ile mi çalışıyorsunuz?

Evet.

Sizinle çalışmak isteyen firmalar size nasıl ulaşmalı?

Mail ve telefonla rahatlıkla ulaşabilirler.

Nura GmbH’ın CEO’su olarak sektörünüzde neleri hedefliyorsunuz?

Avrupalı yerel pazardaki payımızı artırmayı ve tabii ki ürün gamımızı da zenginleştirmeyi hedefliyoruz.

Peki bu sektörde bir şeyler değiştirmek isteseydiniz bu değişim ne olurdu?

Herkesin kalite çıtasını yükseltmek isterdim. Böylece daha adil rekabet oluşurdu. Hem de tüketicilere güzel bir hizmet olurdu.

Bu sektörün de mutlaka zorlukları vardır. Sektörünüzde sizi en çok zorlayan şey nedir?

En çok zorlayan nokta donmuşun yüksek maliyetleri, kalifiye eleman sorunu ve etnik piyasalarda yaptığımız satışların tahsilatı.

Ürün çeşitliliği olarak yeni ürün çalışmalarınız var mı?

Tabii ki! Arge çalışmalarımız sürekli devam etmektedir. 2018’de tüketicilerimize çok güzel sürprizlerimiz olacak, programımızda harika ürünler var.

Kaptanlar olarak televizyon reklamlarının avantajlarını bilen bir firmasınız. Televizyon reklamlarınızı sürekli Avrupa Türk televizyonlarında izliyoruz. Avrupa Türk televizyonlarına reklam vermek size ne kazandırdı?

Markamıza güç kattığını düşünüyorum. Toplum olarak çok TV izleyen bir milletiz. Kendimizi reklam etmek demek istemiyorum ama kendimizi tanıtma, ürünlerimizi tüketiciye duyurma anlamında en keskin ve en etkili yol TV reklamları diyebilirim.

Sadece televizyon reklamları değil Avrupa’da dijital medyaya da yatırım yapmaya başladığınızı görüyoruz. Bunun sebebi nedir?

Bence gelecek dijitalde… Şimdiden biz de yerimizi almaya başlamalıyız, öyle değil mi?

Bu konuda çok haklısınız. Dijitale adım olarak da çok dilli; Türkçe, Almanca ve İngilizce web siteleriniz var. Bu da kurumsal olarak Kaptanlar’ı bir dünya şirketi yapıyor. Başka dilleri de ileride düşünür müsünüz?

Çok daha fazla dilleri konuşan milletler ürünlerimizi tüketiyor. Ama internet ortamında derseniz uluslararası görüşmelerde İngilizcenin yeterli geldiğini görüyoruz. Ama yinede ihtiyaç hissettiğimiz anda ekleriz.

Ali Bey, güzel ve samimi sohbetiniz için çok teşekkür ederiz. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Böyle güzel bir söyleşi için asıl ben teşekkür ederim. Sizlere de başarılarınızın devamını dilerim.