Büyük bütçeler ile başarıyı yakalamak biraz daha kolaydır. Bu yüzden kısıtlı bütçeler ile başarıya ulaşmış olanlar daima ilgimizi çeker.

Büyük bütçeli takımlara karşı Galatasaray’ın UEFA başarısını hatırlarsınız. Tam bu kıvamda bir filmden bahsedeceğim.

Moneyball filmi, Nam-ı diğer Kazanma Sanatı.

2011 yapımı, yönetmen koltuğunda Bennett Miller‘in oturduğu ve 6 dalda Oscar’a aday gösterilmiş bir film.

Michael Lewis’in “Moneyball: The Art of Winning an Unfair Game” adlı eserinden Steven Zaillian ve Aaron Sorkin tarafından uyarlanan ve gerçek bir hikaye dayanan filmin başrollerinde Brad Pitt, Robin Wright ve Jonah Hill var.

Gerçek bir yaşanmışlığın kitap uyarlaması olan film, kısıtlı bir bütçeye sahip olan “Oakland Athletics” takımının adeta baştan kurulması ve zengin rakiplerine meydan okumasıyla ilgili. Bunu yaparken teknik heyet, beyzbol inançlarını sorguluyor ve oyunu baştan ele alıyor.

‘Oakland A’ beyzbol takımının başındaki isim olan Billy Beane (Brad Pitt) , kısıtlı bir bütçe ile resmen yoktan bir takım var ederek zengin kulüplere meydan okuyor. Fakat bunu yaparken de beyzbol sporunun temel inançlarını baştan aşağıya sarsıyor. Onun yöntemleri kabul görmese, hatta delilik diye nitelendirilse de, Beane inancını ve azmini yitirmeden bildiği yönde ilerlemeye devam ediyor….

Futbol oynama becerisi; koşma, şut hızı, şut isabet yüzdesi, top kontrolü, çalım yeteneği, top kapma, yaş, hava topu hakimiyeti, uyum, farkındalık, ivmelenme gibi yetenek bileşimlerinin  toplamına verilen addır diyebiliriz.

Athletics takımı da oyuncuları koşma, atış, yerleşme, isabet ve güçlü isabet gibi becerilerine bakarak değerlendiriyor ve transferlerini de bu doğrultuda yapıyordu. Fakat aynı düşünceye sahip olan rakip takımlar da benzer eğilimde olduğundan saydığımız özelliklere sahip futbolcular rağbet görüp fiyatları artıyor, söz konusu becerilere sahip olmayan diğer oyuncuların fiyatları ise düşük oluyordu. Bir çok yetenek avcısı da oyuncuların kapasitelerini sezgisel ya da  istatistiksel olarak değerlendiriyor. Ama bu tespitler sadece yıldız futbolcuları keşfetmeyi sağlıyor, verimli ama yıldız olmayan oyuncular gözden kaçırılıyordu. Bütüne bakma yerine sadece hedefe bak!

Fakat oyunu yeniden ele alan Athletics yöneticileri sayı yapmada; kaleye ulaşma yüzdesinin, vuruş ortalamasından daha önemli bir istatistik olduğunu keşfettiler. Bu istatistiği keşfetmek onlara takımı sıfırdan kurma zorunluluğu getirse de takımı çok ucuza kurma imkanı vermiş oldu:

Çünkü kaleye ulaşma yüzdesi yüksek olan oyuncular kimsenin umurunda olmadığı için ucuzdu.

Brad Pitt’in canlandırdığı Oakland Athletics menejeri Billy Bean, takım içi dengeleri istatistiklerle bu istatistiklerden faydalanarak optimize etti ve sonunda Amerikan beyzbol tarihinin en uzun süren zaferler serisini kazandı…

Bu durum yalnızca sporda geçerli değil…

Bir değer oluşturmaya çalışırken çoğu zaman sezgilere güvenerek hareket edemeyiz. Anahtar Performans Göstergelerinin (KPI) oluşturulması ve istatistiklerin yararlı olabilmesi için, kaleye varabilme becerisi (Bir neden) ile Sayı Yapma (Bir sonuç) becerisinin ilişkilendirebilmesi gerekmektedir.

Kaleye gidersek kazanırız. Gitmezsek kaybederiz. Kaybetmekten nefret ederim.
Kaybetmeye olan nefretimin yanında kazanma isteğim solda sıfır kalır.
Kazanma Sanatı – Moneyball

 

(Kaleye Gidebilmeleri için) Müşterilerimiz için hedef algoritmaları oluştururken;

  • Sektörel olarak en hızlı, en kısa yoldan, en ucuz ve EN DOĞRU şekilde nasıl hedeflerine ulaşacaklarını planlarız.
  • Bu planlamayı yaparken yılların verdiği geçmiş birikimlerimizi kullanırız.
  • Tecrübelerimize, hislerimize güvenir AMA istatistiklere de inanırız.
  • Döneme uygun güncel ölçümleme ve analiz araçları kullanırız
  • Bu araçlardan elde ettiğimiz verilerin hem müşterilerimize hem bize ışık tutmasını sağlarız.
  • “Müşterinin işini yapıyor” yerine “Müşterimiz ile birlikte aynı hedefe” mottosuyla odaklanırız.

 

Gol atmanın kaçınılmaz olduğu bu takıma sizi de davet ediyoruz. Sahaya çıkın!